Allah'a iman: Allahü teâlâ, vacib-ül-vücud (varlığı lazım olan) ve hakiki mabud ve bütün varlıkların yaratıcısıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allahü teâlâ zamandan, mekandan münezzehtir. Hiçbir şeye benzemez.

Allah'a iman, Allahü teâlâyı yüksek sıfatlarla vasıflamak ve noksan sıfatlardan uzak tutmaktır.
Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inandım, iman ettim, kalbimle tasdik, dilimle ikrar ettim demektir. Allahü teâlâ vardır ve birdir. Bütün ibadetler yalnızca O’na yapılır.
"Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar". (Bakara, 4)
Allahü Teâlâ sayı bakımından değil, ortağı ve benzeri olmamak bakımından birdir. Yani zatında ve sıfatlarında hiçbir şekilde O'na ortak yoktur. Bütün mahlûkâtın zat ve sıfatları, kendilerini yaratanın zat ve sıfatlarına benzemediği gibi, yaratanın zat ve sıfatları da, yarattıklarından hiçbirinin zat ve sıfatlarına benzemez.
Allahü teâlâ bir şeyi dilerse yapar, dilerse yapmaz.
Bütün mahlûkâtın her uzvunun, her hücresinin yaratıcısı, yoktan var edicisi yalnız Allahü teâlâdır. Allahü teâlânın zatının hakikatını hiçbir kimse bilemez. Akla ve hayale gelenlerin hepsinden münezzehdir, berîdir. Zâtını akla, hayâle getirmek caiz değildir. Ancak, Kur’ân-ı kerîmde beyan buyurulan sıfatlarını, ismlerini ezberleyip, ülûhiyyetini bunlarla tasdîk ve ikrâr etmelidir. Bütün sıfatları ve ismleri ezelîdir, ebedîdir. Zâtı, hiç bir yerde durmadığı gibi, bilinen altı cihetten de münezzehdir.

"Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler". (En'am, 48)
Meleklere iman: Melek, Allahü teala tarafından yaratılmış, erkeklik ve dişilikleri olmayan ve Allahü teala'ya itaatten ayrılmayan gözle görülmeyen nuranî varlıklardır. Melekler nurdan yaratılmışlardır. Yemezler, içmezler uyumazlar, doğuğ doğurmazlar. Yüce Allah'ın emirlerine asla isyan etmezler. Hiçbir günah işlemezler. Devamlı Allah'a ibadet ederler. Bizler ruhumuzu göremediğimiz gibi melekleri de göremeyiz.

"Şüphesiz Rabbin katındaki (Melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tesbih ederler, yalnız O'na secde ederler." (A’raf, 7/206)
İnanlar meleklerin varlığına iman etmekle yükümlüdürler. Varlıkları peygamberler ve onlara verilen kitablar tarafından bildirilmiştir. Melekleri inkar etmek, bütün peygamberleri ve kitapları inkar etmek demektir. Bu da caiz olmaz. Onun için meleklere iman etmek imanın şartlarından birisidir, bizim de dinimizin şartıdır.

"Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur." (Nisa 4/136)
"Peygamber Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, (buna) mü’minler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler." (Bakara, 2/285)

Meleklerin en büyükleri şunlardır: Cebrail, İsrafil, Mikail, Azrail.
Cebrâîl Aleyhisselam: Peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir. Bütün peygamberlere vahyi getiren Cebrâil’dir. Kur’an’a göre o, karşı konulmayacak bir güce, üstün ve kesin bilgilere sahip, Allah nezdinde çok itibarı olan ve diğer meleklerin kendisine itaat ettiği şerefli bir elçidir.
Mikail Aleyhisselam: Tabiat olaylarını düzenlemekle görevlendirmiştir. Kelime olarak, "Allah’ın küçük ve sevgili kulu" anlamına gelen Mikail Kur’an’ın bir yerinde Cebrail ile birlikte geçmektedir;
"Her kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikâîl’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkar edenlerin düşmanıdır." (Bakara, 2/98)
Azrail Aleyhisselam: İnsanların ölüm zamanı geldiğinde onların canını olmakla görevlidir. Bu melek Kur’an ve sahih hadislerde, Azrâîl ismiyle değil, melekü’l-mevt (ölüm meleği) şeklinde geçmektedir. Her insanın canını almakla görevli bir ölüm meleği vardır. Azrâîl bu meleklerin başıdır.

"De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." (Secde 32/11)
İsrafil Aleyhisselam: Allah’ın emri ile kıyamet kopacağı zaman sûr'u üflemekle görevlendirilmiştir. Bir hadiste İsrâfil, sahib-i karn (sûr’un sahibi, borunun sahibi) olarak isimlendirilmiştir (Tirmizî, Kıyamet, 8). İsrafil sûr’u iki defa üfleyecektir. Birinci defa üfürdüğünde göklerde ve yerde bulunan her şey yok olacaktır;
"Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka, göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler." (Neml 27/87)
"Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur." (Hakka, 69/13-15)
İkinci defa üfürdüğünde, bütün insanlar tekrar dirilecek ve mahşer yerinde toplanmak üzere sevk edileceklerdir, "Sûr’a üfürülür. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler." (Yasin, 36/51)
Kitablara iman: Allahü Teala, kullarına peygamberleri aracılığıyla kitaplar göndermiştir. Bu kitaplarda, Allah'ın emirleri ve yasakları bildirilmiş, kulların yapması gereken görevler öğretilmiş, dünya ve ahirette mutlu olmanın yolları gösterilmiştir.

Allahü Tealanın kitaplarına inanmak, iman etmek imanın 3. şartıdır. Müslümanlar, peygamberlere gönderilen kitapların hepsine inanarak iman eder.
Allahü teala bu kitâbları, bazı Peygamberlere Cebrâîl ismindeki melekle vahiy ederek, yanî okutarak, bazılarına ise, levhalar üzerine yazılı olarak, bazılarına da, meleksiz iiittirerek, indirdi. Hepsi Allahü tealanın kelamıdır.
Semavi kitablardan bize bildirdikleri 104 tanedir. Bunlardan 100’ü küçük kitaptır. Bu küçük kitaplara suhuf (sahife) denir. Diğer dört tanesi ise 4 büyük kitabtır.

100 suhuf kitap şu Peygamberlere inmiştir:
10 suhufu, Adem aleyhisselama,
50 suhufu, Şit aleyhisselama,
30 suhufu, İdris aleyhisselama,
10 suhufu, İbrahim aleyhisselama.

Dört büyük kitap ise şu Peygamberlere inmiştir:
Tevrat, Musa aleyhisselama,
Zebur, Davud aleyhisselama,
İncil, İsa aleyhisselama,
Kur'an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselama.

Kur'an-ı Kerim, bütün ilahi kitapların hükümlerini nesh etmiş, yani yürürlükten kaldırmış ve bu hükümleri kendisinde toplamıştır. Bugün, bütün insanların Kur'an-ı Kerime tabi olmaları gereklidir.
Kur'an-ı Kerim'in gelmesi ayet ayet olmuş ve 23 senede tamamlanmıştır. Kur'an-ı Kerim, 114 sûre, 6236 ayetdir. Kur'an-ı Kerim, kıyamete kadar geçerlidir. Geçersiz olmaktan ve insanların değiştirmelerinden korunmuştur. Kur'an-ı Kerimde eksiklik veya fazlalık olduğuna inanan, Allahü tealaya inanmamış olur.
"Kur’anı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız." (Hicr 9)
"Kur’an, eşi benzeri olmayan bir kitaptır. Ona önünden, ardından [hiçbir yönden, hiçbir şekilde] bâtıl gelemez [hiçbir ilave ve çıkarma yapılamaz. Çünkü] O, kâinatın hamd ettiği hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir." (Fussilet 41-42)
Kur'an-ı Kerim indirildiğinden beri hiçbir değişikliğe uğramamış, bundan sonra da uğramayacaktır. Kur'an-ı Kerim, Allah kelâmıdır.
Peygamberlere iman: Peygamber, Allah ile insanlar arasında elçi olarak görevlendirilen Allah'ın emirlerini bildiren doğru yolu gösteren Allah elçileridir. Peygamberler insanlara yol gösterici olarak gönderilmiştir.

Allahü Tealanın peygamberlerine inanmak, iman etmek imanın 4. şartıdır. Müslümanlar, peygamberlerin hepsine inanarak iman eder. Peygamberlere iman etmek, aralarında hiçbir fark görmeyerek, hepsinin Allahü teala tarafından seçilmiş sadık, dogru sözlü olduklarına inanmak demekdir.
İşte, bu gerçekleri insanlara öğretmek, dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermek için Yüce Allah Peygamberlerini görevlendirmiştir.
Peygamberler en doğru bir şekilde insanlara Allah'ı tanıtmışlar, inanç esaslarını, ibadet şekillerini öğretmişlerdir. Dini hükümleri ve güzel ahlâk ilkelerini açıklamışlar, kendileri de söylediklerini yaparak insanlara örnek olmuşlardır.

Peygamberler, Allah'ın emirlerini yapanları cennetle müjdelemişler, yapmayanların ise cehennem azabı ile cezalandırılacaklarını haber vermişlerdir.
Yeni din ve ahkam getiren Peygamberlere Resûl denir. Yeni bir din getirmeyip, insanları, önceki dine davet eden Peygamberlere Nebî denir.
İlk peygamber Hz.Âdem (a.s.), son peygamber bizim peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir. Bu ikisinin arasında birçok peygamber gelmiştir. Peygamberlerden yirmibeş tanesinin ismi Kur'an-ı Kerim'de geçmektedir. Ancak peygamberlerin sayısı çok daha fazladır.

Kur'an-ı Kerim'de adları geçen peygamberler şunlardır:
1- Âdem,
2- İdris,
3- Nuh,
4- Hûd,
5- Sâlih,
6- Lût,
7- İbrahim,
8- İsmail,
9- İshak,
10- Yâkub,
11- Yûsuf,
12- Şuayb,
13- Hârun,
14-Mûsa,
15- Dâvud,
16- Süleyman,
17- Eyyûb,
18- Zülkifl,
19- Yûnus,
20- İlyas,
21- Elyesa,
22- Zekeriyya,
23- Yahya,
24- İsa,
25- Muhammed (s.a.s.)
Ahiret hayatına iman: Ahiret, ölümden sonra insanların tekrar dirilmesiyle başlayan ve ebediyen devam eden bir hayattır.

İmanın beşinci şartı, Ahiret gününe imandır. Ahirete, öldükten sonra dirilmeye inanmak imanın şartlarındadır. Ahiret hayatı insanın öldüğü gün başlar.

Ölümden önceki hayata Dünya hayatı, ölümden sonraki hayata Ahiret hayatı denir. Ahiret hayatı üçe ayrılır:
1- Kabir hayatı (Mezardan kalkıncaya kadar olan zaman)
2- Kıyamet hayatı (Dirilip Cennete veya Cehenneme gidinceye kadar olan hayat)
3- Cennet ve Cehennem hayatı (Ebedi kalınacak hayat)
İnsana hayat ve canlılık veren ruh, insanın ölümü ile bedenden ayrılır ve ruhlar alemine gider.
"Ahiret daha hayırlı ve bâkîdir." (Alâ 17)
"Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir." (Âl-i İmran 185)
Kıyametin kopma zamanı gelince İsrafil adlı melek Allah’ın emriyle Sûra üfleyecek bütün bu alemin düzeni bozulacak, her şey alt üst olup taş üstünde taş kalmayacak ve bu dünya hayatı son bulacaktır. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi. Peygamber efendimiz (s.a.s.) birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi:
Hazret-i Mehdi gelecek, İsa aleyhisselam gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc denilen kimseler her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak. Fısk, kötülük çoğalacak. Dinsiz, ahlaksız kimseler Emir olacak, Allahü teâlânın emirleri yaptırılmayacak. Haramlar her yerde işlenecek, Yemenden bir ateş çıkacak. Gökler ve dağlar parçalanacak. Güneş ve Ay kararacak. Denizler birbirine karışacak ve kaynayıp kuruyacaktır.
Öldükten sonra, yine dirilmeye inanmak lazımdır. Kemikler, etler çürüyüp toprak ve gaz olduktan sonra, bedenler, tekrar yaratılacak, ruhlar bedenlerine girip, herkes mezardan kalkacaktır. Bunun için, bu zamana, Kıyamet günü denir.
Kaderin, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmak: Kader, hayır ve şerrin Allahü tealadan olduğuna imandır. İmanın altıncı şartıdır. Kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin Allahü tealadan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir.

Hayır, Allahü tealanın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlar demektir.
Şer, Allahü tealanın hoşnut olmadığı, sevmediği, meşrû olmayan, işlenmesi durumunda kişinin ceza ve yergiye müstehak olacağı davranışlar demektir.
Kader, Allahü tealanın, bir şeyin varlığını ezelde dilemesine kader denilmiştir.
Kaza, Allahü tealanın ezelde irade ettiği ve takdir buyurduğu şeylerin zamanı ge­lince, her birisini ezeli ilim, irade ve takdirine uygun biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır.
Peygamber efendimiz, bu ayet-i kerimeleri açıklamıştır.
"Kadere inanmak, iman esaslarındandır." (Ebu Davud, Tirmizi)
"Kadere inanmayan imanın gerçeğine erişmez." (Nesai)
"Kaderi inkâr edenin İslam’dan nasibi yoktur." (Buhari)
"Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder." (Taberani)
İnsanlara gelen hayır ve şer Allahü tealanın takdir etmesi ile meydana gelir.
"Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216)
"Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır." (Kamer 52, 53)
"Biz, her şeyi kader ile (bir ölçüye göre) yarattık." (Kamer 49)
"Bir kişi, kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmadıkça, mümin sayılmaz." (Tirmizi)